Toplumsal Projelerimiz

Fair Play Ödülü
Göksu Günay
Gazetelerden
Basın'da Çıkanlar
Proje Fotoğrafları
Proje Videoları
Katkıda Bulunanlar

Yanda Göksu Günay'ı en iyi şekilde anlatan resimlerden sadece bir tanesi bulunmakta. Hepimiz gibi Göksu'da bir çocuk.
Yada kimilerinin deyimiyle
"çocukların dünyasında misafir"

Kendisi de daha büyümemiş bir çocukken yaşamı ve varoluşu sorgulamaya çalışırken, neden ve niçin soru işaretleri ile boğuşurken, sevginin gerçekliğini farketti..



Herşeyin çocukları sevmeyi bilmekle ve sevgilerini hissedilecek kadar yakınlarında olabilmekle başladığını söylüyor Göksu...

Ve dünyada sevgisine güvenilebilecek
tek varlık onlar..

İşte yorgun geçen saatler, evde kimi zaman bulunamayan huzur, kişisel problemler, gereksiz tartışmalar, yoğun trafik, sürekli çalan cep telefonu, mağazada hala indirime girmeyen ürünler, halanızın oğlunun amca kızının sizinle kıyaslanan yüksek başarısı, televizyonda cinayetler, herşeyin bir alıcısı var diye parça parça toprak satanlar...

Tüm bu kaos içinde, evinize geldiğinizde, küçük yada büyük sizden bir parça size doğru gelip Anne/Baba diye gülümsediğinde, yada Abi/Abla diye sarıldığında...

Aşağıda çocukların yazdıkları mektuplardan bir parça var ve o parça, benden hiç bir çıkarı olmayan, ertesi gün işyerinde yüzüme gülmek zorunda da olmayan, para için birliktelik kurmayan, benimle zoraki bir evlilik yürütmeyen, gözlerime baktığında da beni gerçekten sevdiğini hissettiğim o mükemmel yaratıklardan birine ait..
Hikayeyi "yikaye" diye yazan ama en yaratıcı yikayeyi yaşamanın başında olan bu varlığın, umarım hayatı boyunca göreceği en son kötü adam ben olurum... "biz çok zengin olsaydık kütüpaneye yikaye alırdım.Göksü abi benim gördüğüm en iyi adam"
bir gün bir yerde sadece ve sadece "bir" kişinin hayatına minik bir katkı yapabilmeyi hedeflerdim..

sonuç : resimde »»»


Gazete haberlerinde, teyzesini görmeye gitti canı sıkıldı baktı kütüphane yok hemen bir tane yapalım dedi gibisinden anlatılsa da, içinde olmadan, yaşamadan ve en önemlisi hissetmeden yapılmıyor hiçbirşey.
çocukların hepsini tek tek ve ayrı ayrı; ali ahmet ayşe fatma oldukları ve taşıdıkları ismi ileride insan olarak gurur duyulacak işlerin altına yazacaklarını umduğum ve güvendiğim için seviyorum...

kendi adıma bir bölüm açıp buraya biyografimi, resimlerimi, hobilerimi hatta fobilerimi, biraz da abartıp devleti milleti kurtaracak görüşlerimi eklemektense, 20 yıl sonra bir gazetede okuyup "işte bu Ali Veli" diyerek şaşıracağım biyografilerin çocukluklarını anlatmak istiyorum size... 


Biyografimin(!) geri kalanını okuyacaksınız, sıkılabileceğinizi şimdiden hatırlatayım. Gerçi sıkılmış olsanız bu satıra gelmiş olamazdınız...

Çocukların neyi neden yaptıklarını anlayabilmek için, sadece biraz geçmişe gitmek yeterli değil mi sizce ?

durduk yere ağlayan, uykusu gelince mızmızlanan, kendi düşerse ağlamayan ama başkası ittirdiğinde hiçbir şey olmadığı halde ağlayan çocuk biz değil miydik ?

adımı dahi doğru yazamayan, okuması zayıf, türkçesi yarım, dersleri kötü, dikkati dağınık bir çocuğun;
içindeki saf sevgi ile gayret gösterip, "göksu abi başardım" diyebilmek için çok kısa bir sürede emek harcayıp sınıf okuma birincisi olması tesadüf mü sizce ? 



peki ya okuldan sonra boya yapmak zorunda olan, çünkü ailesinin geçim için başka kaynağı olmayan  bir çocuk, boya sandığı elinde Sayın Gülten Dayıoğlu'nun şahsen imzalayıp gönderdiği kitapları postaneden benimle birlikte almaya gelirken "hemen kutuyu açarız yeni kitap gelmiş, boya yaparken okurum" demesi ?

kendi yaşıtlarım arasında Gülten Dayıoğlu'nu anımsayanların azaldığı günümüzde, Gülten hanımın imzasını taklit edip Tom Sawyer'a ,
"kitapımı oku cok guzel. ben kulten dayı" yazıp imzalayarak arkadaşlarını farklı bir yolla da olsa okumaya teşvik eden çocuk ?


hayatındaki en büyük kahramanın; ona doğumgününde kitap hediye eden gözlüklü kütüphaneci olduğu  yerde yaşayan bir çocuğun da hayalleri bizimkinden farklı değil...
bugüne kadar hiç bir maddi yardımı kabul etmedik çünkü biliyordum ki hiçbir meblağ bir çocuğu "Tommiks" okurken ki kadar mutlu etmeyecekti...
hava dışarda eksi bilmem kaçlardayken ve boğazlı kazağın üzerinde montla kütüphanede otururken, önlüğü hariç birşeyi olmayan bir çocuğun gelip; "üşüdün mü göksu abi" demesi, sevgilinizin "üşüdüm aşkım montunu bana ver" demesinden daha mutlu edici değil mi ?
okula gitmediği, okuma yazma bilmediği halde sırf annesi dikiş kursuna geliyor diye onunla gelen ve "şunuda oku bana lütfen lütfen bunu da oku bu son" diyen küçük kız ?

karnının aç olduğunu bildiğim, yardım etmek ve kütüphanede kalmak için eve gitmeyen; tost ısmarlayınca da "bak göksu abi bu borcumdur haaa bilesin" diyen bir varlık çocuktan başka ne olabilir değil mi ?
maddi gücümüzün sınırlarına dayandığımız ve kütüphaneye kitaplık alamadığımız anda; "elma kasaları varya ondan yaparız" diyen ve bu teorileri sayesinde 6 ay kütüphanenin kitaplığının elma kasalarından yaptığımız minik dehalar ?

sabahın kör saatinde korku içinde kütüphaneye gelen ve kapıda heyecanla beni bekleyip "iyi misin göksu abi" diyerek sarılan 9 yaşındaki bir kız çocuğun, sonradan öğrenildiği üzre gece rüyasında kütüphaneyi ve beni yanarken görmesi, hangi aşkta kadir ?
farelerin ansiklopedi yemekten hoşlandığı bir dönem, kütüphaneye korka korka giren yetişkin insana(bana) gülerek, "küçücük faredir ayıp sana ayıp" diye dalga geçen minik ?

23 nisan'da okuyacağı şiir için birlikte çalıştığımız, başta düz yazı gibi okuyan 8 yaşındaki Fatih'in, tören günü herkesi ağlatır gibi şiir okumasının benim öğrettiklerimle mi yoksa onun istemesiyle mi ilgisi vardı ?
Türkiye Cumhuriyeti'ni ve kurucularının unutturulmaya başlandığı günümüzde, 1. sınıf öğrencisinin Atatürk hakkında bildiklerinin benden fazla olması ?

doğuştan aşırı göz bozukluğu olduğundan, arkadaşlarının dalga geçtiği, ama zor gören gözlerine rağmen ansiklopedilerin içinden ayrılmayan 9 yaşındaki Ömer'in; "keşke Bilim Çocuk dergisi her gün çıksa" demesi ?
bunların hepsi gerçekti...

ve gerçek olan birşey daha var ki

yüzbinlerce minik yürek bu şekilde atıyor...
onlar farkında olmasalarda, o raflarda, o kitapların arasında geleceklerini aradılar..ve onlara bu şansı veren, bana yardım eden, yüreği benimle olan herkese sonsuz teşekkürlerimi sunarım
kendilerine Yardım Edenler bölümünden ulaşabilir ve siz de yardımsevelerimiz için "helal size" diyebilirsiniz
çok uzun süre birlikte çalışamasakta, kampanyanın başından beri desteğini esirgemeyen ve beni bilmediğim tanımadığım bir memlekette "yerli" hissettiren "Şefik Hoca" ya ayrıca teşekkür ediyorum.