 |
Yanda Göksu Günay'ı en iyi şekilde anlatan resimlerden
sadece bir tanesi bulunmakta. Hepimiz gibi Göksu'da bir çocuk.
Yada kimilerinin deyimiyle
"çocukların dünyasında misafir" |
|
Kendisi de daha büyümemiş bir çocukken yaşamı ve
varoluşu sorgulamaya çalışırken, neden ve niçin soru işaretleri ile
boğuşurken, sevginin gerçekliğini farketti.. |
 |
|
 |
Herşeyin çocukları sevmeyi bilmekle ve sevgilerini
hissedilecek kadar yakınlarında olabilmekle başladığını söylüyor Göksu...
Ve dünyada sevgisine güvenilebilecek
tek varlık onlar.. |
İşte yorgun geçen
saatler, evde kimi zaman bulunamayan huzur, kişisel problemler, gereksiz
tartışmalar, yoğun trafik, sürekli çalan cep telefonu, mağazada hala
indirime girmeyen ürünler, halanızın oğlunun amca kızının sizinle
kıyaslanan yüksek başarısı, televizyonda cinayetler, herşeyin bir alıcısı
var diye parça parça toprak satanlar...
Tüm bu kaos içinde, evinize geldiğinizde, küçük yada büyük sizden bir
parça size doğru gelip Anne/Baba diye gülümsediğinde, yada Abi/Abla diye
sarıldığında...
Aşağıda çocukların yazdıkları mektuplardan bir parça var ve o parça,
benden hiç bir çıkarı olmayan, ertesi gün işyerinde yüzüme gülmek zorunda
da olmayan, para için birliktelik kurmayan, benimle zoraki bir evlilik
yürütmeyen, gözlerime baktığında da beni gerçekten sevdiğini hissettiğim o
mükemmel yaratıklardan birine ait.. |
 |
| Hikayeyi "yikaye" diye
yazan ama en yaratıcı yikayeyi yaşamanın başında olan bu varlığın, umarım
hayatı boyunca göreceği en son kötü adam ben olurum... |
"biz çok zengin olsaydık kütüpaneye yikaye alırdım.Göksü abi benim gördüğüm en iyi adam" |
bir gün bir yerde sadece ve
sadece "bir" kişinin hayatına minik bir katkı yapabilmeyi hedeflerdim..
sonuç : resimde »»» |
 |
 |
Gazete haberlerinde, teyzesini görmeye gitti canı sıkıldı
baktı kütüphane yok hemen bir tane yapalım dedi gibisinden anlatılsa da,
içinde olmadan, yaşamadan ve en önemlisi hissetmeden yapılmıyor hiçbirşey.
çocukların hepsini tek tek ve ayrı ayrı; ali ahmet ayşe fatma oldukları ve
taşıdıkları ismi ileride insan olarak gurur duyulacak işlerin altına
yazacaklarını umduğum ve güvendiğim için seviyorum... |
|
kendi adıma bir bölüm açıp buraya biyografimi,
resimlerimi, hobilerimi hatta fobilerimi, biraz da abartıp devleti milleti
kurtaracak görüşlerimi eklemektense, 20 yıl sonra bir gazetede okuyup
"işte bu Ali Veli" diyerek şaşıracağım biyografilerin
çocukluklarını anlatmak istiyorum size... |
 |
| Biyografimin(!)
geri kalanını okuyacaksınız, sıkılabileceğinizi şimdiden hatırlatayım.
Gerçi sıkılmış olsanız bu satıra gelmiş olamazdınız... |
 |
Çocukların neyi neden yaptıklarını anlayabilmek için, sadece biraz geçmişe
gitmek yeterli değil mi sizce ?
durduk yere ağlayan, uykusu gelince mızmızlanan, kendi düşerse ağlamayan
ama başkası ittirdiğinde hiçbir şey olmadığı halde ağlayan çocuk biz değil
miydik ? |
|
adımı dahi doğru yazamayan, okuması zayıf, türkçesi yarım,
dersleri kötü, dikkati dağınık bir çocuğun;
içindeki saf sevgi ile gayret gösterip, "göksu
abi başardım" diyebilmek için çok kısa bir sürede emek
harcayıp sınıf okuma birincisi olması tesadüf mü sizce ? |
 |
 |
peki ya okuldan sonra boya yapmak zorunda olan, çünkü
ailesinin geçim için başka kaynağı olmayan bir çocuk, boya sandığı
elinde Sayın Gülten Dayıoğlu'nun şahsen imzalayıp gönderdiği kitapları
postaneden benimle birlikte almaya gelirken "hemen
kutuyu açarız yeni kitap gelmiş, boya yaparken okurum"
demesi ? |
kendi yaşıtlarım arasında
Gülten Dayıoğlu'nu anımsayanların azaldığı günümüzde, Gülten hanımın
imzasını taklit edip Tom Sawyer'a ,
"kitapımı oku cok guzel. ben kulten dayı"
yazıp imzalayarak arkadaşlarını farklı bir yolla da olsa okumaya teşvik
eden çocuk ? |
 |
 |
hayatındaki en büyük kahramanın; ona doğumgününde kitap hediye eden
gözlüklü kütüphaneci olduğu yerde yaşayan bir çocuğun da hayalleri
bizimkinden farklı değil... |
| bugüne kadar hiç bir maddi
yardımı kabul etmedik çünkü biliyordum ki hiçbir meblağ bir çocuğu
"Tommiks" okurken ki kadar mutlu
etmeyecekti... |
 |
 |
hava dışarda eksi bilmem kaçlardayken ve boğazlı kazağın üzerinde montla
kütüphanede otururken, önlüğü hariç birşeyi olmayan bir çocuğun gelip; "üşüdün
mü göksu abi" demesi, sevgilinizin "üşüdüm aşkım montunu
bana ver" demesinden daha mutlu edici değil mi ? |
| okula gitmediği, okuma yazma
bilmediği halde sırf annesi dikiş kursuna geliyor diye onunla gelen ve "şunuda
oku bana lütfen lütfen bunu da oku bu son" diyen küçük kız
? |
 |
 |
karnının aç olduğunu bildiğim, yardım etmek ve kütüphanede kalmak için eve
gitmeyen; tost ısmarlayınca da "bak göksu abi
bu borcumdur haaa bilesin" diyen bir varlık çocuktan başka
ne olabilir değil mi ? |
| maddi gücümüzün sınırlarına
dayandığımız ve kütüphaneye kitaplık alamadığımız anda; "elma
kasaları varya ondan yaparız" diyen ve bu teorileri
sayesinde 6 ay kütüphanenin kitaplığının elma kasalarından yaptığımız
minik dehalar ? |
 |
 |
sabahın kör saatinde korku içinde kütüphaneye gelen ve kapıda heyecanla
beni bekleyip "iyi misin göksu abi"
diyerek sarılan 9 yaşındaki bir kız çocuğun, sonradan öğrenildiği üzre
gece rüyasında kütüphaneyi ve beni yanarken görmesi, hangi aşkta kadir ? |
| farelerin ansiklopedi yemekten
hoşlandığı bir dönem, kütüphaneye korka korka giren yetişkin insana(bana)
gülerek, "küçücük faredir ayıp sana ayıp"
diye dalga geçen minik ? |
 |
 |
23 nisan'da okuyacağı şiir için birlikte çalıştığımız, başta düz yazı gibi
okuyan 8 yaşındaki Fatih'in, tören günü herkesi ağlatır gibi şiir
okumasının benim öğrettiklerimle mi yoksa onun istemesiyle mi ilgisi vardı
? |
| Türkiye Cumhuriyeti'ni ve
kurucularının unutturulmaya başlandığı günümüzde, 1. sınıf öğrencisinin
Atatürk hakkında bildiklerinin benden fazla olması ? |
 |
 |
doğuştan aşırı göz bozukluğu olduğundan, arkadaşlarının dalga geçtiği, ama
zor gören gözlerine rağmen ansiklopedilerin içinden ayrılmayan 9 yaşındaki
Ömer'in; "keşke Bilim Çocuk dergisi her gün
çıksa" demesi ? |
bunların hepsi
gerçekti...
ve gerçek olan birşey daha var ki
yüzbinlerce minik yürek bu şekilde atıyor... |
onlar farkında
olmasalarda, o raflarda, o kitapların arasında geleceklerini aradılar..ve
onlara bu şansı veren, bana yardım eden, yüreği benimle olan herkese
sonsuz teşekkürlerimi sunarım
kendilerine Yardım Edenler bölümünden
ulaşabilir ve siz de yardımsevelerimiz için "helal size" diyebilirsiniz |
| çok uzun süre birlikte
çalışamasakta, kampanyanın başından beri desteğini esirgemeyen ve beni
bilmediğim tanımadığım bir memlekette "yerli" hissettiren "Şefik Hoca" ya
ayrıca teşekkür ediyorum. |
 |
|
şimdi hareket zamanı ... |